BAHAR AMA BAHMAMALI
13.05.2003 / İstanbul
Bahar geldi…hoş gelmedi!...
Sıcakları da beraberinde getirdi erkenden. Sıcakların etkisiyle nefs’ler yelkenlerini suya indirdi. Bilinmeyene doğru ilerleyen yelkenlerin yol alması için elbiseler asıldı rüzgara karşı. Üstümüzde
bişey kalmadı…podyuma döndü sokaklar ve caddeler. Mankenlik yapanların ölçüleri, ölçüsüzlüktü, 90-60-90 niyetine…
Neyin sergisi bu. Toplumun ahlakı bozuldu diyenler, bu bozguna ne oranda katkı sağlamadı. Neden kendimizde ve kendi yakınlarımızda görmeye çalışmıyoruz bu bozgunu. Biz bozmuyor muyuz yani. Düzeltiyor muyuz… Yine çoktan sormalı, hiçten seçmeli onlarca yanıtsız soru. Ve ünlemleri bol bakışlı yanıtlar yüz ifadelerinde, cevap niyetine…
Eskiden Tecavüzcü Coşkunlarımız vardı. Düz karenin dışına çıkmazdı pek. Artık hem düz karenin içinde hem de düz karenin dışında binlercesi var. Buna vesile olanların tek savunması: “Adam sapıksa ben ne yapayım” özlü cümleler… “Bakmasın!”
“Bakmasın!”… ne kadar ucuz bir savunma, ne kadar midesiz bir kaçış… “Bakmasın!”… Ve ucuz savunmaya aynı ucuz cevap : “Baktırmasın!”…işte çıkmaz.
Sürekli kadın etinin kullanıldığı pazarlarda, feministlerin sesi duyulmuyor maalesef. Duyulmaması gayet doğal. Çünkü onlar bin bilinmeyenli denklem olan kadın-erkek zekasının eşitliğini, hatta kadınlarınkinin daha üstün olduğunun ispatının peşindeler…
Sokaklar kötü… Kör olmak gerek… Ve bakmamak gerek sevap niyetine…
SANGOK

