5 YIL ANISINA
15.06.2001 / Kütahya
Bu yazının 4 yıl anısına yazılması belki daha hoş olurdu; ancak 5 yılın getirdiği mutluluk ve üzüntüde yabana atılır cinsten değil. İşte bugün, o bir senedir uğraştığımız bitirme tezinin savunmasında sonun artık geldiğini daha bir acı hissettim. Yedi yaşından beri süren okul hayatımda belki en çok ineklediğim, ders stresini en çok yaşadığım üniversite hayatım sona ermek üzere...
Daha dün yatay geçiş yapamazsam diye ağlayan sen değilmiydin ey Uzun efendi! Babanın bile sen giderken ağladığı hatta seni doğru dürüst yolcu edemediği gün, dün değilmiydi.
Erkek adam eşşek gibi ağlar efendiler. Yaklaşık on gün sonra buradaki duygu selini birilerine tarif etsek kim bizi anlayabilirki?... Öyle ya, biz yüzyılın en geyik adamlarıyız çünkü bizde duygu yok. Biz sadece güleriz, güldürürüz. Yok ağalar yok durum gerçekten çok vahim. Gülyüz ve Özdemir’in yüzlerine her bakışımda hissettiklerimi tarif etmem mümkün değil. Biz kardeşiz, karındaşız, sırdaşız, geyikdaşız, yemekdaşız, üşengeçdaşız, lazdaşız, fırçadaşız...
Sadece ikisi mi?. Daha kimler gördü şu Kütahya. Beş para etmeyen arkadaşlar da tanıdık elbet. İnsan gördük kısaca, çeşit çeşit.
Ne kadar streslide olsa beş yıllık tatil bitiyor artık. Yıllar sonra tanıdığım insanlarla nerede ne şartlarda karşılaşırım bilemiyorum. Bakalım idealler, hedefler ne olacak. Şu ülkeden kaçmayacağım diyen ben, ne kazandıracağım şu memlekete. Biz sürünüp ülke mi kurtulacak yoksa biz kurtulup ülke yine sürünmeye devam mı edecek.
Düşündükçe kafayı yiyecek gibi olduğumuz şu memleket sorunları; işte okul bitti, çıkıyorum karşına...
SANGOK

